Çarşamba , Ağustos 22 2018
Anasayfa / Kültür & Sanat / “Filmlerle Çakraların Kesiştiği Kitap”

“Filmlerle Çakraların Kesiştiği Kitap”

 

 

ARDA EŞBERK : ROL ARKADAŞIM OLUR MUSUN?

Şiddete karşıysan önce kendine uyguladığından vazgeç, acı çekilmesini istemiyorsan önce kendine çektirdiğin acıyı sonlandır. Huzur istiyorsan önce kendine huzur ver. Eğer barış istiyorsan kendinle barış.  Kötü herkes için kötüdür.

Röportaj :IŞIK ŞAFAK

Arda Eşberk ile yeni çıkan” Rol arkadaşım olur musun “İsimli kitabı ile ilgili söyleşi yapmak için İstiklal caddesinde Madame Tussauds müzesinin yanında küçük bir cafe de buluştuk…

İngilizce işletme mezunu fakat farklı bir yol çizmiş kendisine. 18 yaşından beri Türkiye’nin birçok ilinde yoga dernekleri kurmuş, seminerler vermiş, televizyon-radyo programları ve oyunculuk yapmış Arda Eşberk. 

“Sevgili yol arkadaşım, eline aldığın kitap benim doğumumla başlayıp bugüne gelen “ Kendini Bilme “ yolculuğumda seninle paylaşmaya uygun gördüğüm deneyimlerden süzülerek gelmiş olan bilgi ve teknikleri içermektedir “  cümlesi ile başlamış güvenli bir limandır dediği kitabına…

Bu kitabı ne zaman yazmaya karar verdiniz?

“Rol Arkadaşım Olur musun” kitabımın yazılması yeni değil 2001-2014 yılları arasında Türkiye’nin Adana, Gaziantep, Mardin gibi birçok şehrinde kişisel gelişim alanında yaptığım seminerler, radyo, televizyon programlarından edindiğim tecrübelere dayanıyor. 

Yoldan geldim, yola gidiyorum” diyorsunuz kitabınızda,  peki kitabınız hangi yollardan geçti? Ne zaman kendi senaryosunu yazdı, hangi evrelerden geçerek bizlere ulaştı?

Yaratılışın özünde değişmek ve gelişmek vardır. “Rol Arkadaşım Olur musun” kitabı da değişti ve gelişti. Kitabın gelişimi benim oyunculuk-sinema sanatında ki evrimimle doğru orantılı olarak ilerledi. Müjdat Gezen Sanat Merkezi Aktör Stüdyo, Ayla Algan, Şahika Tekand, Kadir Has Üniversitesi Sinema-Oyuculuk Yüksek Lisans ve Bradd Pit’in oyuncu koçu İvanna Chubbuck’tan aldığım her bilgi ve sanat yolunda harcadığım her emek, yaşadığım her tecrübe, kitabın tuğlası ve harcı oldu.

İnsan var olduğundan bu yana yaşamın nihai anlamını sorgulamıştır. “Neden buradayım? Bu insanlar kimler? Hayatımın anlamı nedir? Ben kimim?” Siz kimsiniz Arda Bey?

Önemli olan kişinin “Kendini Bilmesi”. Sen kendini bilirsen, benim kim olduğumu da bilirsin. Oyunculuk derslerinde, oynayacağımız role hazırlanırken onu tanımak adına benzer soruları canlandıracağımız karaktere de soruyoruz. Bu cevapları verebilmek için “Kişilik İncelemesi” adını verdiğimiz bir şablon kullanıyoruz. Bu açıdan Arda Eşberk karakterine baktığımda dışsal ve çevresel gelişim süreci ile ilgili birçok şey söyleyebilirim. Fakat biliyorum ki bütün bu bilgiler kişinin kim olduğunu anlatması için yeterli değildir. Çünkü bunlar birer maskedir, gerçek sen değil. Sen bu beden değilsin, bu düşünceler, bu geçmiş ya da gelecek değilsin. Sen sadece kalbinde oturan “Özben”sin. Yani “Ruh”. Arda Eşberk ise “Sinemayla Ruhsal Dönüşüm” ün anlatıldığı kitabın yazarı rolünde şimdilik.

Peki,  “Kendini Bilme” süreçlerinde onlara yardımcı olabildiğinizi deneyimledikten sonra daha büyük kitlelere ulaşabilmek için nasıl bir yol izlediniz. Neler yaptınız?

İnsanlara yardımcı olmak istiyorsan öncelikle kendini anlamalısın. İnsanın acılarını ve sorunlarını bilmeden ona yardımcı olman mümkün değil. Kendini tanımayan, kendini yönetemeyen bir insan başkalarını yönetemez, yardımcı olamaz. Bende bu sürece Arda’yı tanıyarak başladım. Kendi artılarımı, eksilerimi, zayıf ve güçlü olduğum yanları öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum. Yaşamı anlamlı kılan da bu. Öyle değil mi? Şu anda Türkiye’nin önde gelen kişisel gelişim merkezlerinde “Kahramanın Yolculuğu” adıyla atölyeler düzenliyor ve seminerler veriyorum. Bu alanda televizyon programlarına katılıyorum. Hatta bu alanda televizyon programı projelerim de mevcut.

Filmler ile tedavi yöntemi nasıl ortaya çıktı. Siz bu yöntem ile nasıl tanıştınız?

Filmlerle tedavi yöntemi “sinematerapi” olarak bilinen bir tekniktir. Kadir Has Üniversitesi’nde Yüksek Lisans yaparken Amerika ve Türkiye’den önemli psikologların sinemanın terapide kullanımı üzerine düzenledikleri bir seminere katılmıştım, seminerde edindiğim bilgiler aradığım soruların cevaplarına ulaşmamı sağladı. Yaratıcı Drama, Sinema ve Oyunculuk, Spiritüellik yolunda aldığım eğitimlerin birleşiminden adını benim koymuş olduğum “Sinedrama” doğmuş oldu. Bu tarz bir uygulama için gönül rahatlığı ile ilk diyebilirim.

Görsel eğitim yazılı ve sözlü eğitime göre daha mı iyi ve kolay anlaşılabilir mi?

Kişi bilgiyi 5 duyusu aracılığıyla elde eder. 5 duyunun aktif bir şekilde sürece dahil olması görsel eğitimle çok daha kolay. “Rol Arkadaşım Olur musun” kitabını okurken kişi eğer isterse kitabın içinde anlatılan filmleri izleyerek öğrenme sürecini hızlandırabilir ve “Kahramanın Sonsuz Yolculuğu” adını verdiğim atölyelerime katılarak kitapta anlatılanları hayatına geçirebilir.

Simya, Şamanizm ve Tasavvuf un ortak noktaları var mıdır?

Simya, Şamanizm, Tasavvuf özünde insanın maddi, manevi ruhsal anlamda değişimini ve dönüşümünü hedefleyen ruhsal yollardır. Benzer teknikler ve yöntemler ile insanın içindeki cevheri ortaya çıkarmayı hedefler. “Rol Arkadaşım Olur musun” kitabını okuduğunda ve atölyelerime katıldığında sen de aynen bu yöntemlerde olduğu gibi bir değişim ve dönüşümden geçerken kendi içindeki cevheri keşfediyorsun. 

Modern hayatın kıssaları ise artık “Sinema”dır “ demişsiniz kitabınızda. Biraz açabilir misiniz?

Kıssadan hisse çıkarmak deyimini hepimiz duymuşuzdur. Eskiden radyo ya da sinemanın olmadığı dönemlerde devrin evliyası insanları bilgilendirmek adına dini hikayeler anlatarak halkı eğitmeye çalışmıştır. Ozanlar, aşıklar aynı amaçla kendi sanatlarını icra etmişlerdir. Bilginin devamlılığı esastır. Dede korkut hikayelerinden, masallara kadar hep aynı amaç güdülmüştür. İnsanoğlu ile bilgiyi paylaşmak. Modern çağda teknolojinin hızıyla birlikte bu görevi sinema ve televizyon almıştır… Şimdi ise avuç içimizde ki bir telefondan istediğin bilgiye anında ulaşabildiğin bir yerdesin. Her bilgi doğru değildir. Önemli olan doğru bilgiye ulaşmaktır. “Rol Arkadaşım Olur musun” eski dönemlerin evliyalarının yaptığını yapmak doğru bilgiyi, faydalı olanı, seni dönüştürecek olanı sana ulaştırmak amacıyla yazıldı.

Kendi hayatınızdan kesitlerle başlayıp sonrasında konulara girmeniz benim çok hoşuma gitti…

Bu dünya bir sahne. Her insan kendi filminin başrolüdür. Sizce de öyle değil mi? Bende Arda’nın filminden kesitler paylaşmak istedim. Sen ben diye bir ayrım yok biz biriz. Arda’nın geçtiği yol senin geçtiğinden farklı değil. Bizler aynı yolun yolcusuyuz…

Yeni bir ben doğması için neden eski benin ölmesi gerekiyor?

Doğanın kanunu bu! Toprağa bir tohum ekersin. Toprağa ektiğin tohum içinde binlerce ağacın özünü taşımaktadır. Tohumun ölümü filizi doğurur. Filiz tomurcuklanır çiçek olur. Çiçeğin ölümü de meyvenin doğumu… Meyvenin ölümü ise toprağa ektiğin tohumun doğumudur. Bu sonsuz bir döngü… Ölüm olmadan diriliş olmaz. Tabi bunun bir formülü ve matematiği var önce bunu bilmelisin.

Size “Mucizelerin gerçek olduğu Kaf Dağı’nın olduğu bir yere gidiyoruz. Dilediğin her şeyi burada Bırakabilirsin. Peki, hangi sorununu bırakmak istersin?” diyen rehberlik hocanıza “şu sorunumu… “ gibi verilmesi gereken bir cevap yerine ““Hiçbir şey bırakmak istemiyorum.” diye bir cevap çok ilginç. Neden böyle bir cevap?

Her soru cevabını içinde barındırır. Önemli olan yolun kendisidir varılacak yer değil. Seni o yolculuğa çıkaran mazeretin olmasa yolculuğa çıkar mısın? Arabanın çalışması için benzinin yanması gerekir bu kimyasal işlem aracı harekete geçirir. Benzinimin sorunlar olduğu gerçeği ile o soruyla yüzleştim cevabım bu yüzden. Tabi öyle bir yer var ki o yerde ne soruna ne de çözüme ihtiyaç yok demiş Mevlana Hazretleri.

Kendi yolculuğunuzda sizin yol göstericileriniz var mı?

Yolcu yolda olduğu sürece yolda bitmez rehberlerde. Kahramanın yolculuğunda karşısına çıkan herkes onun bir yansımasıdır aslında. İster iyi ister kötü karşına çıkan herkes senden bir şeyler taşır. Herkesten alınacak bir ders vardır. Bizler birbirimizin mühürlerini taşır, birbirimizin düğümlerini çözerek ilerleriz. Benim rehberlerim fiziken hayatımda olmasalar da bende ve benim eserlerimde varlar var olmaya devam edecekler.

Biz nasıl tekil bir varlıkken esasında birçok boyuta sahip bir varlığız ve bu boyutlar nelerdir? Bu konuyu biraz açabilir miyiz?

İnsanoğlu en kaba tabirle 4 boyutlu bir varlıktır. Beden, Zihin, Duygular ve Ruh. İnsan bu dört boyuttan oluşur. Sen kendini tekil gibi algılasan da bunlar aynı at arabasını çeken atlar gibidir. 2015 yılında Ayla Algan’ın yönetmenliğinde Denizler Tanrısı Poseidon’u canlandırmıştım. Onun arabasını çeken dört at vardır. Bu sembol İlahi gücün senin dört atının ipini elinde tuttuğunu gösterir. Poseidon’un atları aynı yönde koşuyor ya seninkiler? Onun için bir söz vardır. Eline, diline, beline hakim ol… Yoksa atların kontrolü elden kaçar.

Peki, bedenimin sol tarafı anne, sağ tarafı da baba oluyormuş. Bunu da biraz açıklayabilir misiniz?

Bu “Rol Arkadaşım Olur musun” kitabımda anlattığım ruhsal bilimle açıklanacak bir bilgi. Çok derin ve faydalı bir bakış açısı sunuyor hayata. Farklı bir anlayış ve yeni bir kavrayışla kendine bakabiliyorsun bu bilgiler ışığında. Ruhunu tanıma sürecinde bir yolculuğa çıkıyorsun, çünkü ruhun bedene girdiğinde aynen Avatar filminde olduğu gibi bedeni bir araç olarak kullanıyor. Sinir sistemi ve onun sağ-sol sempatik sinir sistemi olarak bilinen iki tarafı bu şekilde anlam kazanıyor. Beynin iki lobunun ne olduğunu hayatınla olan ilişkisini kavrayabiliyorsun. Çünkü sinir sistemin sadece ruhunla değil bütün evren ile bağlantı halinde. Önce onu nasıl harekete geçireceğini öğrenmelisin. Bu akılsal bir bilgi değildir. Deneyime dayalı bir bilgidir.

Kundalini’nin uyanışı nasıl oluyor? “Düşüncesiz İdrak Konumu.” Nedir?

Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana gibi Sufiler, aydınlanmış insanlardır. Aydınlanma kavramı bizim Tassavvuf’tan bildiğimiz kemale ermek, vahdet-i vücut dediğimiz kavramlarla ya da popüler anlatımla Nirvana’ya ulaşmak ile aynı şeydir. Kundalini yetkili bir rehber eşliğinde uyanan ilahi bir enerjidir. “Rol Arkadaşım Olur musun” kitabında bunun nasıl olduğunu ve detayları bulacaklardır okuyucular. Kundalini enerjisi omurga boyunca yükselip beynin içinden geçtiğinde seni aklın ve düşüncelerin ötesinde bir sessizliğe taşıyor. Bu konum “Düşüncesi İdrak” konumudur.

Kundalini’nin uyanışı sonrasında ellerimizde hissettiğimiz titreşimlere bağlı olarak kendimizi tanıyabilmemiz nasıl oluyor?

Ellerimiz beynimizin ve sinir sisteminin uzantısıdır. Kundalini içinde uyandığında aynen sim kartı açılmış bir cep telefonu gibi, wifi ile bağlantı kuran bir bilgisayar gibi oluyorsun. Sinir sistemin bugüne kadar yaptığın her şeyi kaydetti. Sağ el senin geleceğini ve sol elin geçmişini ifade ediyor. Sağ eylemler, sol duygular. Bilgi bu şekilde devam ediyor. Kitapta ki uygulama sonrasında ellerinde hissettiklerin üzerinden verilen bilgiler ile kendini tanıyabilir ve düzeltebilirsin. Çok kolay, pratik ve hızla sonuç veriyor.

Çakralar ile filmler nasıl bir araya geldi? Aynı anda 7 çakrayı da görebildiğimiz bir film var mı?

Kitabın oluşum sürecinde üzerinde çalıştığım Carl Gustav Jung ve Joseph Campbell’in araştırmalarından doğan  “Kahramanın Sonsuz Yolculuğu” matematiği benim için çığır açan bir bilgi oldu. Bu bilgi sayesinde aşk peşinde koşan aşık ile iş-para peşinde koşan bireyler arasındaki hatta ruhsal yolculuk yapan insanlar arasındaki fark ortadan kalktı. Sonuçta arzularını belirleyen ihtiyaçlarındır ve sen isteklerine ulaşmak için 12 basamaklı bir döngüyü deneyimlersin.  Bunun en güzel anlatıldığı yer senaryolarının bu matematikle yazıldığı sinema filmleriydi. İnsanın olduğu her yerde 7 çakrayı bulabilirsiniz. Her filmde bu var. Bu sizin nasıl izlediğiniz, bilgiyi nasıl okuduğunuza bağlı. Sadece kitaptaki filmler değil bütün filmler “Rol Arkadaşım Olur musun” kitabında ki teknikler öğrenildikten sonra yeniden yorumlanabilir.

Size bu yedi çakranın anlamlarını sorsam ve hangi filmi bu çakraya örnek teşkil ettiğini söyleyebilir misiniz…

Kök çakra?

Kök çakra üreme ve boşaltım sistemini yönetir ve cinsellik ile ilgilidir. Bunun yanlış yönetiminde ortaya çıkan olumsuzlukları Anna Karenina filminde izleyebilirsin.

Sakral çakra?

Sakral Çakra arzular ile ilişkilidir. Arzuların peşinde koşmak ve onların getirdiği testler Julia Roberts’ın filmi Yes, Du Et, Sev filminde güzel örneklenmiş.

Solar çakrası;

Solar çakra mide sinir ağında bulunur para, aile ve iş hayatı ile ilişkilidir. Leonardo Di Caprio ve Kate Winslet’ın oynadığı Hayallerin Peşinde filmi çok dramatik bir anlatımla bize bu çelişkileri sunuyor.

Kalp çakrası?

Kalp Çakra Göğüs bölgesinde bulunur anne, baba çocuk ilişkisini anlatır. Filmi İhtiras Rüzgârları

Boğaz çakrası?

Boğaz bölgesinde bulunur kolektif olmanın, iletişimin toplumla uyumun çakrasıdır. Avatar ise filmidir.

Alın çakrası?

Aklımızı yöneten çakradır. Tehlikeli İlişkiler filmi ile Jung ve Freud’un zihinsel çatışmaları bize fikir verebilir.

Ve son olarak Tepe çakra?

Evrenle birlik ve bütünlüğün çakrasıdır.  Jhonny Depp’in Evrim filmi bu çakrayı anlatan güzel bir örnektir.

Kişinin içsel yolculuğa çıkması ve kendini öğrenmesi için yardımcı olabilecek film örnekleri verebilir misiniz?

Matrix Serisi, Lucy, Avatar (Son Hava Bükücü), Truman Show, Dingin Savaşçı, İnception, Son Samuray, Kung Fu Panda, Aslan Kral vs…

Aşk acısını, iş sıkıntılarını hafiflete bilmek için hangi filmleri örnek gösterebilirsiniz.

İş için “Joy” filmi ve aşk acısı için halinize şükretmek istiyorsanız son dönemde izlediğim “Müttefik” filmini söyleyebilirim.

Kundalini, çarka, yoga, meditasyon, kendini bilme meditasyonu, kuantum, aydınlanma…  Bu kelimeler sizin için nedir?

Kundalini: Pegasus, Çakra: Cennetin Merdivenleri, Yoga: Sevgiliyle Buluşma, Meditasyon: Güvenli Kale, Kuantum: Okyanusun Damlaları, Aydınlanma: Özgürlük

İçinde bulunduğumuz yaşam koşullarında hayat sizin için nasıl? Bizler için zor. Çünkü yaşananlara ya da yaşadıklarımızı içimizde kabullenmemiz zor ve sonuçları da. Yani sizin bu bilgileriniz sayesinde aramızda ki fark nasıl?

Yaşanan her şey hepimizi etkiliyor fakat etkileme boyutu neyi nasıl anladığımız ve onlara yüklediğimiz anlamlarla doğru orantılı. Sadece dışımızda savaş yok savaşın büyüğü her birimizin içinde gerçekleşiyor. Dışarıda izlediğin her şey senin içindekinin dışa vurumudur sadece. Hepimiz şimdi etrafımızda olan her şeyden sorumluyuz. Ocağında unuttuğun yemek sonunda bütün evinin yanmasına sebep olacaktır.  Eğer değişim istiyorsan önce kendinden başlamalısın. Şiddete karşıysan önce kendine uyguladığından vazgeç, acı çekilmesini istemiyorsan önce kendine çektirdiğin acıyı sonlandır. Huzur istiyorsan önce kendine huzur ver. Eğer barış istiyorsan kendinle barış.  Kötü herkes için kötüdür. Ahlak dışı etik dışı olan herkes için böyledir. Bunu karşıda ki yapınca görüyorsun da ya senin yaptıkların? Başlanması gereken bir yer varsa o da sensin…

Önümüzdeki günler için yeni projeler söz konusu mu?

“Rol Arkadaşım Olur musun” kitabı çok yoğun bir ilgi ile karşılandı okurlar tarafından. Sırada bir roman var.  “Rol Arkadaşım Olur musun” kitabının devamı da gelecek. Önceliğim geleceğimizin mirasçısı olacak çocuklar. Kitabın atölyeleri ile ilgili yoğun bir talep söz konusu. Türkiye ve yurt dışında planlanmış atölyelerimiz var. Aynı zamanda oyunculuğa devam ediyorum, sinema filmi ve dizi için yakında çalışmalara başlıyoruz.

 

0+

Hakkında Oya Demirtok

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*